RSS

Kategori arşivi: dizi

Bir Travesti Olarak Gezi Parkı İçimi Burktu

Her ne olursa olsun ister gezi parkı ister suriye, şiddet olmamalı bence hem polislerimiz hemde insanlarımız böyle şeyler, içimi burkuyor çok üzülüyorum.

Ankarada yapılan eylemeler sadece kamu malına zarar verilmesi adına yapılmış gibi görünüyor. Bence sosyal demokrat kişilere asla yakışmayan bir olay. Melih Gökçe beye gerçekten yapılanları hiç bir şekilde tasvip etmiyorum çünkü ne kadarda sevimsiz olsa bile oradaki eylemler resmen politik bir sebepten kaynaklanan olaylar, orada Melih Gökçek!in yaptığı tüm iyi şeylere zarar vermek adına yapılmış resmen kin ve nefretin sonucu verilmiş zararlar,  ne olursa olsun ben aptal değilim, adamın zarar görmesi için onun getirttiği otobüsleri yakmak onun yaptığı işlere zarar vermek, sadece Melih Gökçek eylemine dönmüş gibi birşey. Senin amacın gezi parkını mı protesto etmek yoksa Melih Gökçek’emi zarar vermek. Bu politik bir davranış değilde ne peki. Amaç gezi parkını protesto etmekse hiçbir şeye zarar vermedende bu mümkün. ( etiket: istanbul travesti) O yüzden ben sadece Eyleme Beylikdüzü örneğini vermek istiyorum insanlar hiçbir şeye zarar vermeden sadece yürüdüler ve tencere, tava, ıslık, alkış ve korna çalarak katıldılar protesto öyle olur, diğeri sadece ülkenin karışmasını isteyenler tarafından aralara provokatörler  gönderilerek halkı galayana getirmek isteyen güçlerin amacına ulaşmaları sağlanmış olabilir. Diyorum ve sizleri sağduyulu olmaya davet ediyorum iclal.

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 15 Haziran 2013 in blog, dizi, Genel, haber, travesti

 

Etiketler: ,

ŞAHiN ÖZERi GüYA TRAVESTi GASP ETMiŞ iNANDIRICI GELMEDi!

Alttaki Haberi Okuyunca Anlarsınız Sizce İnandırıcımı?

Kesin Şahin Özer bey travestinin parasını vermemiştir travesti olduğunu karakolda anladım diyor, zaten bir travesti onu gasp etmez o nu ancak kadın kılığına girmiş bir erkek gasp eder onun da sesi zaten gasp ederken erkek gibi olur, ver lan paraları dediği zaman sesinden anlaması lazım değilmi.Çünki gerçek bir travesti öyle birşey yapmaz. Ben şahin özere bu yaştan sonra iftiraysa vaz geç derim günaha girme. Bir travesti sadece niçin parasını ister biliyormusunuz. sadece ilişkiye girdikten sonra bazı insanlar pişmanlık duygusuna kapılır para vermek istemezler bazende ünlüler gelip bizlerle birlikte olmak isterler ve şöhretini kullanıp parasız yatmak isterler ancak bu sebeplerden tartışma çıkabilir. Yorum sizin saygılar.

HABER ŞU:

Ünlü yapımcı Şahin Özer, geçtiğimiz hafta Sarıyer’den Bahçeköy’deki evine giderken arabasına aldığı bir travestinin saldırısına uğramış, 500 bin TL’si çek 3 bin TL’si nakit olmak üzere 503 bin TL’sinin gasp edildiğini belirterek polise başvurmuştu.

şahin özerin iddiası

travesti haber

Önceki gün yakalanan travesti ise iddiaları reddederek, “Kendisiyle 100 liraya anlaştık. Paramı vermedi. Silahlıydı. Onu nasıl gasp ederim” dedi.

‘GÜZEL GİYİNMİŞ BİR BAYANDI’

Bu iddialar üzerine açıklama yapan Şahi Özer ‘Aracıma binen kişinin travesti olduğunu ilk başta anlamadım. Güzel giyinmiş bir bayandı. Karakola gidince orada travesti olduğunu öğrendim. Travesti B.G, benim Şahin Özer olduğumu gazetelerden öğrenince beni lekelemek adına böyle bir şey yaptığını tahmin ediyorum. Kendisine Ağır Ceza Davası açtım. Kendisini kurtarmak için bu yalanı uydurmuş olmalı’ dedi.

 

Etiketler: , ,

Travesti İnternetten Mahrum Edilmek İsteniyor

Travesti arkadaşlarımız internetten neden mahrum edilmek isteniyor.

Çünki her defasında olduğu gibi dışlanıyorlar ve bu kimi zaman devlet kimi zaman insanlar tarafından oluyor, şimdilerde de Devletimizin yoğun baskısına maruz kalıyorlar onlar sadece fuhuş ile anıldıkları için internetten atılmak isteniyor. Aslında internet özgür bir yer ve sonuçta aile koruma proğramları ile isteyen kişilerin bu sitelere erişimi zaten engellenebilrken hala web sitelerimiz kapanıyor. Böyle bir şey görülmemiş dünyada ne geçmişte nede bundan sonrada diyemiyeceğim çünki bundan sonra görülüyor zaten :))

 
1 Yorum

Yazan: 30 Mayıs 2013 in blog, dizi, filim, Genel, haber, travesti

 

Etiketler: , , ,

Muhafazakârlık neyi muhafaza eder?

Yeni Zelanda’da 1957’de biyolojik erkek olarak dünyaya geldiğinde ailesi ona George Bertrand adını verdi. Çocukluğu büyükannesinin çiftliğinde geçti. Büyüme yıllarında annesi ve üvey babasıyla birlikte Wellington’a taşındı. Küçük yaşlarda cinsel kimliğinin farkına vardı; o görünüşte bir oğlan çocuktu ama kendini kız gibi hissediyordu. Yirmi yaşındayken bir gey barda şarkı söyleyip şov yapmaya başladı. Sonrası seks işçiliğiydi. Avustralya’da yaşadı. 1984 yılında cinsiyet değiştirme ameliyatı oldu. Böylece önünde yeni bir kariyer açıldı. Auckland’da sinema filmleri ve TV yapımlarında rol aldı. Ona yazılan roller genellikle sokakta geçiyordu. Bundan sıkılan Beyer daha küçük bir kent olan Carterton’a taşındı ve burada sosyal hizmet uzmanı olarak çalışmaya başladı. Siyasete duyduğu ilgi onu yerel yönetime talip olmaya götürdü. 1993’te kent konseyine seçildi. İki yıl sonra da belediye başkanı oldu. 1999 yılında Yeni Zelanda parlamentosunda bir koltuk sahibiydi. Milletvekiliyken Seks İşçiliği Reform Yasası’nın meclisten geçmesi için çok uğraştı. Bu yasa, seks işçiliğini suç olmaktan çıkarıyor ve seks işçilerini ve onlardan hizmet alanları koruyordu. Eşcinsel evlilikleri için de mücadele etti. 2007 yılına kadar üç dönem Yeni Zelanda İşçi Partisi’nin milletvekili olarak parlamentoda görev yaptı.
Hep sağcı ve milliyetçilerin seçimlerden zaferle çıktığı ülkede bir trans kadının seçimle milletvekili olması bazı çevreleri şok etmişti. Ülkesinin siyasi geleneğinde on dakikayla sınırla olan kürsü konuşması sınırı Beyer için aşıldı; konuşmasında oradaki varlığının bir ilk olduğuna dikkat çekiyordu. Evet bu bir ilkti ve önemliydi ama dışarıdan göründüğü kadar da kolay değildi. Beyer bir röportajında şöyle diyordu: “Başka hiçbir siyasetçiye sorulmayan sorular bana yöneltildi. Ameliyatım kastedilerek ‘Acıdı mı’ diyenler oldu. Cinsiyet değiştirdikten sonra nasıl seks yaptığımı bile sordular.”
Ülkesinde politika sahnesindeki yolculuğu boyunca hak savunuculuğu anlamında pek güzel işler yaptı Georgina Beyer. Siyaseti bırakmadan üç yıl evvel altında onun da imzası bulunan bir yasa parlamentonun gündemine gelmişti. 1993 İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ‘cinsel kimlik’ ibaresi eklenmesini isteyen ve LGBTT bireylere yönelik ayrımcılığı yasaklayan bu yasaydı bu. Bu düzenlemenin özü, Yeni Zelanda İşçi Partisi’nin 1999 ve 2002’deki seçim manifestolarında da yer almış bir politikaydı. Beyer, transeksüel bireyler için de insan haklarının garanti altına alınmasını sağlamak üzere bu yasa teklifini gündemde tuttu. Ta ki 2006’da devletin resmi yargı organı, İnsan Hakları Sözleşmesi’nin zaten trans bireyleri de içerdiğine karar vermesi üzerine yasa teklifini geri çekene kadar.

Georgina
EMEKLİ SİYASETÇİNİN YOKSULLUĞU

Bundan iki-üç yıl kadar önce Beyer onu merak eden kamuoyuna ekonomik sorunlarla boğuştuğunu duyurdu. Siyaseti bıraktıktan sonra işsiz kalmıştı. Parasızlık ona evini sattırdı. Sayısız yere iş başvurusu yaptığı halde sonuç alamadı. Deneyimi ve becerileri vardı, illa ki bir iş bulabileceğine inanmıştı ama umduğu gibi olmadı. Siyaseti hiç bilmeden girdiği parlamentoda yıllarca görev yapmıştı ama bu geçmiş bile işe yaramıyordu. Keşke Türkiye’ye gelseydi! Burada darbe yapıp çocuk idam eden paşaların bile emekli maaşı var, Yeni Zelanda’da görevi sona ermiş siyasetçiler işsiz! Çağımızın çelişkilerle dolu torbası!.. Çalkalayıp çektiğimiz kurada LGBTT bireylere iş çıkmamasına hayret etmiyorsak, ayrımcılık bu ülkede karakterimiz olduğundandır.
Geçen mayısta Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali çerçevesinde bir fotoğraf sergisi açıldı. Genç bir kadın sanatçının transeksüel bireyleri ‘normal’ işler yaparken görüntülediği fotoğraflar bu ayrımcılığın yakasını biraz daha açıyordu. Öğretmen, mühendis, doktordu o fotoğraflardaki kadınlar. ‘Herkesin’ yapabildiği işleri yapıyorlardı. Tek boyuta indirgenmiş suretler. Bedenleri kimlikleriyle uyumlu olmayanların yapması gerektiği gibi, o bedenle yaşamayı öğrenmek yerine onu değiştirmeyi seçmişlerdi. Ve fotoğraftan çıkıp gerçek hayata döndüklerinde işsizdiler. Toplum dediğimiz sancılı doku, onlara tek seçenek bırakıyordu: seks işçiliği. O yoldan mecburen geçen Georgina Beyer, bir yol daha çizdi önüne. George olarak doğup kendi seçimiyle Georgina adını almış, yani erkek iken kadın olmuş bir yenidünya vatandaşı, bırakın sıradan iş yerlerini şirketleri filan, devlet aygıtının üst makamında bir koltuk sahibi olabildi. Bu yazının kahvehane sohbetine dönmesini sineye çekip şunu da ilave edelim hadi: Yaşadığımız ülkede bırakalım parlamentoya travesti bireylerin girmesini, onların sıkıntıları gıyaplarında bile konuşulmaz parlamentoda. “Eşcinsellik hastalıktır” diyen bakanları, öldürülen trans kadınları ‘kadın’ saymadığı için kadınlara karşı şiddetin önlenmesi programlarına dahil etmeyen bakanlıkları, bu cinayetleri ‘aşk ve tutku’ cinayeti diye tanımlayan, buradaki nefreti ve düşmanlığı göremeyen medyayı taşıyan utançlı tarihimizi çocuklarımıza nasıl anlatacağımızı kara kara düşünmeliyiz.
MUHAFAZAKARLIK ŞİDDETTİR
Muhafazakarlıkla muhafaza edilecek hiçbir şey kalmadı artık. Yurttaşlarına sırf kimlikleri ortalamanın dışında diye zulmeden devletler suç işliyor. Ulus devlet fantezisinin araçları olarak tektipleştirme, aynılaştırma, hizalama, tahammülsüzlük ve şiddet soslu milliyetçilik bu zalimliğin ağacını ustalıkla yontuyor. Ortaya çıkan heykelin adı, makbul/örnek vatandaştır artık.
Tabuları yıkanlar yazar aslında tarihi. Kanla ve barutla kahraman olmuşların değil, meydan okumuşların öykülerini merak ederim ben. Savaşkan, mazlum ve dirayetlidir onlar. Kavgaları sadece kendileri kurtulsun diye değildir; benzerlerinin de hakları için dövüşürler. Georgina Beyer de onlardan biri. Hakkında kitap yazılan, yaşamı filme konu olan bu Yeni Zelandalı kadın, Wairarapa gibi ülkenin en muhafazakar bölgelerinden birindeyken milletvekili seçildi. Beyer’in Maori geçmişi, yoksulluk içinde ve ırkçılıkla mücadele ederek geçen gençlik yıllarına transeksüel kimliği eklenince yaşamı iyice zorlaşsa da o her şeye rağmen dünyada başka hiçbir yerin doğup büyüdüğü topraklar kadar yaşanabilir olduğuna inanmıyordu.
Geçtiğimiz hafta 5 Aralık’ta Türkiyeli kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin yıl dönümüydü. Yine nutuklar atıldı, yine rakamlar konuştu; kadınların yüz yıla yaklaşan siyasi haklar geçmişinde bir türlü eşit temsile kavuşamamış olmaması aslında pek de kimseyi ilgilendirmiyordu. Zira o günün ertesinde bu konu unutulup gitti, hep olduğu gibi. Bugün Türkiye parlamentosunda erkeklerden fırsat kalırsa kadın hakları için mücadele eden milletvekili kadınlar var. Ve onlardan sulandırılmış magazin çıkarmaya hevesli, kafası fazlaca bir şeye çalışmayan medya kuruluşları da var. Kocasının şiddetine maruz kalan Ağrı milletvekiliyle ilgili haberlere göz atmak yeterli. Ya da aynı renk ve modelde mantolarıyla ‘pişti’ olan milletvekilleriyle ilgili haberleri…

SELEN DOĞAN
selendogan@yandex.com

 

Etiketler: , ,

60 binlik soru hatalı mıydı?

Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında verdiği cevabın doğru olduğunu TÜBİTAK’ın da desteklediğini iddia eden yarışmacı Serpil Kanak, dava açtı. “Kişilik haklarım ihlal edildi” diyen Kanak, yarışmaya kaldığı yerden devam etmek ve 10 bin lira manevi tazminat istiyor

Habertürk’ün haberine göre; Kenan Işık’ın sunduğu ATV ekranlarında yayınlanan “Kim Milyoner Olmak İster” programına yarışmacı olarak katılan 20 yaşındaki üniversite öğrencisi Serpil Kanak, 60 bin lira tutarındaki soruya doğru cevap verdiği halde program yöneticilerinin hatalı soru hazırladıklarını öne sürerek dava açtı.

Kanak, “60 bin liralık ‘Hangisi bir hayvan değildir?’ sorusuna ‘Yakamoz’ cevabını verip yarışmadan 15 bin lira ödül alarak elendim. Ancak yaptığım araştırmalarda yakamozun bir hayvan olmadığı tespit edilmiştir. Program yöneticilerinin hatalı sorusu nedeniyle ağır hakarete uğradım. Toplum önünde onurum kırıldı. Psikolojim bozuldu” dedi. Yarışmaya kaldığı yerden devam etmek istediğini belirten Kanak, 10 bin lira manevi tazminat ile yarışmada hakkı olan 60 bin liranın kendisine ödenmesini talep etti.

TÜBİTAK ‘CEVAP DOĞRU’ DEDİ

Serpil Kanak, avukatı Ada Jale Orhan aracılığıyla sunduğu dilekçesinde “O soruda iki doğru yanıt var. Yarışmadan sonra medyada da sorunun yanlışlığı ile ilgili yazılar çıktı. ‘Yakamoz’ hakkında pek çok akademisyen tarafından açıklamalar iletildi. TÜBİTAK, ‘yakamoz’un hayvanlar âlemine değil protista denilen tek hücreli canlı sınıfına sokulduğunu belirtti. Kişilik haklarım ihlal edildi. 120 bin liralık soru ile karşılaşmak ve yarışmaya kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Ayrıca uğradığım manevi zararıma karşılık 10 bin lira tazminat ödensin” dedi. Davanın görülmesine önümüzdeki günlerde başlanacak

YAKAMOZ NEDİR?

Uyarıldığında ışık saçan tek hücreli bir deniz canlısıdır. Denizin ateşböceği olarak da düşünülebilir. Boyut olarak küçük olan bu canlının birçoklarının bir araya gelip ışık saçmasına da yakamoz denir. Gözlemlenebilmesi için güneş, ay ve şehir ışıklarının yakamoz ışıklarını bastırmaması gerekir.

 
Yorum yapın

Yazan: 13 Şubat 2013 in blog, dizi, filim, Genel, haber, travesti

 

Etiketler: ,

Avcılar’da istenmeyen travestilere İzmir sahip çıktı

İstanbul’da yaşadıkları yerden mahalle saknleri tarafından gönderilmek istenen travestilere İzmir’den destek geldi.

travesti

Biraraya gelen lezbiyen, gay, biseksüel ve transeksüellerin bulunduğu grup, “Buradayız alışın alışın gitmiyoruz. Zıpla zıpla zıplamayan transfobik” sloganları eşliğinde durumu protesto etti.

İstanbul Avcılar’da mahalle sakinleri tarafından travestilerin yaşadıkları yerden çıkarılmak istenmesine, İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneği üyesi bir grup tepki gösterdi. Bugün saat 18.00 sıralarında Alsancak Garı’nın önünde toplanan yaklaşık 100 kişilik grup, Bornova Sokağı’ndan geçerek Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne geldi. Lezbiyen, gay, biseksüel ve transeksüellerin aralarında bulunduğu grup üyeleri, ‘Dünya yerinden oynar dönmeler özgür olsa’, ‘Kabul et ya da etme eşcinseller her yerde’, ‘Travestiyiz buradayız alışın alışın gitmiyoruz’, ‘Zıpla zıpla zıplamayan transfobik’ sloganları attı.

Grup Kıbrıs Şehitleri Caddesi girişinde bir basın açıklaması yaptı. Siyah Pembe Üçgen Derneği açıklamayı yapan Demet Yanardağ, “Yeni anayasa çalışmaları sürerken ve bu çerçevede daha iyi bir demokrasiye geçileceği iddia edilirken, kimi zaman devletin en yetkili ağızlarından topluma nefret kültürü aşılanıyor. Artan nefret kültürünün ilk ve en ağır mağdurları da ne yazık ki transeksüeller oluyor. LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transeksüel) toplumu ve insan haklarına duyarlı örgüt ve kişiler adına bizler burada yaşayan transeksüel arkadaşlarımızın soruları ve tanıklıkları temelinde sordukları soruları sahipleniyor, kamuoyu önünde tekrarlıyor ve ikna edici cevaplar alana dek tekrarlayacağımızı duyuruyoruz” dedi.

 
Yorum yapın

Yazan: 06 Şubat 2013 in blog, dizi, Genel, haber, travesti

 

Etiketler: , , , , ,

DÖVMEDEKi BÜYÜK RiSKLER

dovmedeki-tehlike

ABD’li araştırmacılar, dövme ile Hepatit C’nin yayılması arasında bağlantıolduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, dövme yaptırmak isteyen kişilere yaptıracakları yer konusunda seçici davranmaları uyarısında bulunuyor.

DÖVME, VİRÜS RİSKİNİ 4 KAT ARTTIRIYOR!

Son yapılan çalışmada, araştırmacılar 2004 ve 2006 yılları arasında New York’taki 3 bölge hastanesinde yaklaşık 2 bin kişiye dövme ve Hepatit durumları hakkında sorular sordu. Hepatit C virüsü taşıyan kişilerin yüzde34’ünün dövmesi olduğu sonucuna ulaşıldı. travesti arkadaslar siz yaptırmayın travesti

Hepatoloji Dergisi’nde yayımlanan çalışmaya göre, dövme yaptıran kişilerde, kan yoluyla bulaşan Hepatit C virüsü taşıma riski 4 kat artıyor. ABD HastalıkKontrol ve Önleme Merkezi’nin bildirdiğine göre, ülkede yaklaşık 3,2 milyon kişi Hepatit C virüsü taşıyor fakat birçoğu hasta olduklarının farkında bile değil. Zira kendilerini hasta hissetmiyorlar.

KANSER OLMA RİSKİ DE VAR

Karaciğer kanserinin en önemli nedeni olduğu bilinen Hepatit C, aynı zamanda ABD’de karaciğer naklinin de en yaygın nedeni. Karaciğer enfeksiyonu taşıyan kişilerin yüzde 70’i kronik karaciğer hastalığına yakalanıyor ve yüzde 5’inden daha fazlası sirozdan ya da karaciğer kanserinden hayatını kaybediyor.

‘TEMİZ SALONLARI KULLANIN’ UYARISI

ABD’deki Profesyonel Dövmeciler Birliği, dövme yaptırmak isteye kişilere, hastalığın bulaşmasının önüne geçmek için tek kullanımlık eldiven giyen ve tek kullanımlık iğneler kullanan dövmecileri ve kan lekelerinin olmadığı temiz salonları bulmalarını öneriyor.

 
Yorum yapın

Yazan: 26 Ocak 2013 in blog, dizi, filim, Genel, haber, travesti

 

Etiketler: ,

 
%d blogcu bunu beğendi: